“Bakın bize” demenin fotoğrafı

Benim önyargılı olduğumu düşünün, bütün düşüncelerimi bir tarafa itin, fakat çerçevesini verdiğim fotoğrafların aklanması için yeterli değildir bunlar. Her bir organı mutluyum diye bağıran ham bir duruşun mutluluğu… 

CAFER YILDIRIM

Kayınbiraderin enişteye, babanın büyük yeğene, teyzenin anneanneye, halanın dedeye, ağabeyin dayıoğluna, ablanın gelinin annesine, amcanın üç aile ferdine birden sarıldığı aile fotoğrafları, özel günlerin kamera görüntüleri daima bir diken batmışlık duygusu uyandırmıştır bende.

Aynı soydan gelmiş ve bu soy duygusu etrafında genişleyerek birbirine bağlanmış insanların bu bağlılık hislerini bir fotoğraf karesinde kalıcılaştırmak istemelerinden daha doğal ne olabilir, aslında?

Benim huzursuzluğum böyle bir durumla ilgili değildir.

BOL GÜLÜMSEMELİ GÖRÜNTÜ

En başta onca insanın verdikleri görüntüde olduğu gibi birbirlerine içtenlikle bağlı olduklarına hiç kimse beni inandıramaz.

Böylesi fotoğraflarda ben bir kıskançlık ittifakının kenetlenmişliğini görürüm.

Deklanşörün basılmasından sonra on parçaya ayrılacak bu ittifak tabii ki etrafa karşıdır.

Şu ya da bu sebeple haddi bildirilecek diğer yakınlara, değilse varlığı bir tehdit olarak algılanan yan komşuya, bir nedenle şu ya da buna karşıdır.

Bir başka ihtimalse benzer bir görüntüyü belleğimize benzer bir biçimde düşürmüş olan bazılarından alınacak intikamın günü ve saati gelmiş diyedir; bu sık dokulu, bol gülümsemeli görüntü.

-Bakın bize, demenin fotoğrafıdır bu.

HAM DURUŞUN MUTLULUĞU

Benim önyargılı olduğumu düşünün, bütün düşüncelerimi bir tarafa itin, fakat çerçevesini verdiğim fotoğrafların aklanması için yeterli değildir bunlar.

Her şeyden önce insanın zaman içinde kalıcı kılmak istediği görüntüde bir olgunluğun, bir oturmuşluğun, bir kendi yaşadığı hayatı sindirmişliğin öne çıkması gerekmez mi?

Her bir organı mutluyum diye bağıran ham bir duruşun mutluluğu, hangi kalenderin içtenliğinde karşılık bulup devamlılığı adına temenni kazanabilir?

PAYLAŞIM İÇİN