Eskimiyen

Şiir ve siyaset

Şiir bir şeyi anlatma ve açıklama metni değil. Ajitasyon ve propaganda metni hiç değil. Slogan da değil şiir. O, gerçeği dil içinde bir dille, bir öte dille ve estetik hazla duyumsatabilir bize.

hayrettingeckin@gmail.com

Dünyanın bütünlüklü olarak kavranmasından endişe duyan birileri şiirin siyasi olmaması gerektiği üzerine her fırsatta bir şeyler fısıldayıp durmaya çalışırlar kulaklarımıza. Öteden beri böyle! Şiiri siyasete alet etmemek gerektiğinden dem vururlar hep. Hiç de şaşırtıcı değil aslında.

Daha baştan böylelerine, yani söyleyecek bir şeyi olmayanlara şu soruları sormak gerekebilir: Şiir yalnızca sesten, müzikten ve biçimden mi ibaret? Şiirin ne dediğinin, ne düşündürdüğünün, neyi duyumsattığının ya da neleri çağrıştırdığının; kendimiz ve dünya hakkında neleri anlattığının hiç mi önemi yok? Şiirin ne yaptığıyla ilgilenmeyecek miyiz? Şiirin ne gibi olduğu, şiire dair her şeyi karşılamaya yetiyor mu acaba? Dünyayı nasıl gördüğümüz ve nasıl görmek istediğimiz mi korkutuyor yoksa sizi? Açıkça söylemekten çekindiğiniz bir şey mi var?

Yanıt şöyle gelebilir: “Zaten kimse şiir okumuyor, kimse şiirden anlamıyor ki…”

Böyle bir karşılığa gülünür kuşkusuz. Nazım Hikmet’in;“yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür / ve bir orman gibi kardeşçesine”; Orhan Veli’nin; “Cep delik, cepken delik / Kol delik, mintan delik /Yen delik, kaftan delik / Kevgir misin be kardeşlik”;  Ahmed Arif’in “görüşmecim yeşil soğan getirmiş / karanfil kokuyor cigaram / dağlarına bahar gelmiş memleketimin / haberin var mı” veya Özkan Mert’in; “Ben savaşçı değil gül yetiştiricisiyim” gibi dizeleri anlaşılmıyor mu örneğin? Roman, öykü, deneme veya resim, heykel nasıl anlaşılıyorsa şiirinde anlaşılması gerekiyor. Kaldı ki hangi sanat dalı olursa olsun, insandan belli bir anlama ve algılama eşiği de bekler. Öyle değil mi?

Şiir yaşam, dünya ve insan karşısında bir tavır, bir duruş içindeyse; ya da bir didişmeye, bir hesaplaşmaya giriyorsa, birilerinde kaygı başlıyor.  Sorun tam da burada. Çünkü düşünce bakımından insanı silahsızlandırmadan onun yenilemeyeceği bilinmekte… Amaç insanın elinden “şimdiyi dönüştürme yetisinin” alınması… Başka türlü gericiliğe nasıl alan açılabilir ki?

Şiir bir şeyi anlatma ve açıklama metni değil. Ajitasyon ve propaganda metni hiç değil. Slogan da değil şiir. O, gerçeği dil içinde bir dille, bir öte dille ve estetik hazla duyumsatabilir bize. Kaba gerçekçilik şiire ait bir şey değildir. Dünyayı ve kendimizi anlamamıza yardım eder şiir. Gerçeğin bilgisini asla doğrudan vermez. Diğer yandan bir şairin şiirleri toplam olarak düşünüldüğünde, okurda daha güzel bir dünya, barış içinde bir yeryüzü çağrışımı uyandırmıyorsa, o şairin şiirlerinin toplamı, eksiler veya eksikler toplamından başka ne olabilir ki?

Kör gözün görmesi için, biraz da inattan, Arzu K. Ayçiçek’’in savaş karşıtlığı üzerine kurulmuş, yani siyaset yapan bir şiirinden bir bölüm alıyorum buraya:

“…

-savaş bitince yaralarımız çabuk iyileşecek mi anne?-

-Suriye bir kuş uçumu ey insanlık!

gökyüzünde kuş yerine uçaklar, bombalar

duvar diplerinde kurşuna dizilmiş

gözleri bağlı adamlar

ve avluda şarapnel parçaları toplayan

gün görmemiş kadınların

evinin yoksulluğuna bulaşan elleri

ve gözleri korku ve dehşet dolu çocuklar

kurşun kapsülleriyle dolduruyorlar okul çantalarını

-gidelim buradan anne uçaklar geçiyor yine-  …”

Arzu K.Ayçiçek şiirini şu dizelerle bitiriyor:

“ama size, sol yanımda bir kuş gibi çırpınan yüreğim

Ve şiirimden başka verecek bayrağım yok benim”

Şiirin beyler sofrasına meze edilmesi için çeşitli bahaneler ileri sürenleri bir de Turgut Uyar’ın “Denge” şiiriyle uyarmak gerekebilir. Öyle yapalım: “Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba

Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız”