Eskimiyen

Maden Holding, yandaşa kaynak aktarmanın yeni yolu

TMMOB Maden Mühendisleri Odası (MMO) yaptığı yazılı basın açıklamasında, 23 Ocak 2020’de kuruluşu ilan edilen Türkiye Varlık Fonu’na bağlı Maden Holding ile Enerji Holding’in yandaşlara kaynak aktarmanın yeni yolu olduğunu belirtti.

Açıklamada, uygulanan politikalarla Etibank, Türkiye Demir Çelik İşletmeleri, Karadeniz Bakır İşletmeleri, Türkiye Taşkömürü Kurumu gibi uzman ve deneyimli kuruluşların yok edilip, içleri boşaltıldığına dikkat çekiliyor.

Kurulan Maden Holding’in slogandan ve hayal satmaktan başka bir anlamı olmayacağı vurgulanan açıklamada, “Asıl amaç özelleştirme yöntemi ile aktarılacak kaynak kalmadığından kamu-özel sektör işbirliği ile yandaşa kaynak aktarmaktır” dendi.

İşte o açıklama:

23.01.2020 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilanda Türkiye Varlık Fonu’nun madencilik alanında hizmet verecek “TVF Maden Ticaret Sanayi A.Ş.” ve enerji alanında hizmet verecek “TVF Enerji Ticaret Sanayi A.Ş.” adında iki adet şirketin kurulduğu ilan edilmiştir. Söz konusu şirketlerin hangi ihtiyaçtan dolayı kurulduğu ilan metninde net olarak belirtilmemesine rağmen, daha sonra TVF yöneticilerinin açıklamalarında; bu şirketlerin madencilik ve enerji alanında orta ve uzun vadede aktif rol oynayacağı iddia edilmektedir.  Son günlerde basında çıkan ve adeta yeni bir müjde gibi sunulan haberlerde “Maden Holding” olarak ifade edilen bu madencilik şirketinin yurt içinde ve yurt dışında 20 adet ruhsata sahip olduğu ve güçlü bir kuruluş olacağı iddia edilmektedir.

“Maden Holding”in öncelikle geçmiş dönemlerde yapılan ancak sonuca ulaşamayan rüzgar ve güneş enerjisi gibi ihalelerinin gerçekleşmesi için ortaklık ilişkilerine girmeyi, kömüre dayalı santral yapımı için ortaklıklar kurup Elbistan ve Alpu gibi daha önce denenip başarısız olan yatırımları gerçekleştirmeyi, özelleştirme ile enerji santrali alan ancak günümüzde finansal açıdan zor durumda bulunan şirketlere katkıda bulunacak ilişkilere girmeyi, başta altın vb. kıymetli metal madenleri olmak üzere madencilik faaliyetlerinin yürütülebilmesi için finans kaynağı sağlayacağı ve aktaracağı aşikardır.

“Maden Holding”in kuracağı ortaklıklar ve TVF’nin tabii olduğu mevzuat nedeniyle bir kamu kuruluşu olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Buradaki asıl amaç kamuya ait ve taliplisi olan özelleştirilecek madencilik kuruluşu kalmadığı için kamu-özel sektör işbirliği yöntemi ile yandaşa kaynak aktarmak ve finans sağlamaktır.

Diğer taraftan denetim açısından bakıldığında, her ne kadar TVF’nin kuruluş kanunun 6. maddesinde üçlü bir denetim sisteminden bahsedilse de bilinen anlamda kamusal denetimin dışında tutulduğu bir gerçektir. Bu çerçevede şirketlerin kamusal denetim dışında yerli ve yabancı ortaklıklar kurarak kamu gücü ile enerji ve madencilik sektörlerinde güçlü bir kamu şirketi kurulacağı iddia edilse de asıl amaç kayıt dışı ve denetime tabi olmayan yerli ve yabancı yandaşlara ve sermayeye finans kaynağı oluşturmaktır. Kamusal denetime tabi olmayan hiçbir kuruluş kamu kuruluşu olarak kabul edilemez.

Madencilik alanında seksen yılı aşkın kurumsal deneyime sahip ve ihtisaslaşmış kamu kurumu özelliği kazanmış kurumlar küçültülüp işlevsizleştirilirken bu alanlarda deneyimsiz olan söz konusu kamu şirketlerinden gerçek anlamda kamu işletmeciliği yapması beklenemez. Bu nedenle “Maden Holding”in kamu işletmeciliği yapmaktan ziyade, kamu gücü ve otoritesini kullanarak ülkemizin maden ve enerji kaynaklarını iş birliği yaptığı yerli ve yabancı sermaye gruplarına işlettirmek amacı ile kurulduğu açık ve nettir.

Ülkemiz açısından diğer bir risk ise, halen madencilik ve enerji alanlarında faaliyet gösteren kamu kurumlarının ve bunların sahip olduğu ruhsatları ile MTA tarafından bulunan maden sahalarının da kısa bir zaman içinde ihalesiz ve bedelsiz olarak Maden Holdingin portföyüne alınması suretiyle yandaş veya yabancı şirketlere devredilmesidir.

Bu nedenle kamu adına faaliyet gösteren ve kamu gücünü kullanan kurumsal yapıların açık, şeffaf, hesap verebilir yapıda olması, bütün işlemlerinin mevzuata ve yargı denetimine tabii olması, faaliyetlerinde öncelikle kamu yararını gözetilmesi gerekirken, bunun dışındaki yapılanma ve işleyişin hem iştigal konusu sektörlere hem de ülkemize bir yararı olmayacaktır.

Yıllardır uygulanan yanlış politikalarla Etibank, Türkiye Demir Çelik İşletmeleri, Karadeniz Bakır İşletmeleri, Türkiye Kömür İşletmeleri ve Türkiye Taşkömürü Kurumu gibi uzman ve deneyimli kuruluşlar yok edilip, içi boşaltılarak etkisizleştirilirken yeniden bir “Maden Holding kuruyoruz” ifadesinin slogandan ve hayal satmaktan başka bir anlamı olmayacaktır. Asıl amaç özelleştirme yöntemi ile aktarılacak kaynak kalmadığından kamu-özel sektör işbirliği ile yandaşa kaynak aktarmaktır.


TMMOB Maden Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
11 Ekim 2020, Ankara