Eskimiyen

Liyakat azizim, liyakat

EMİNE SUPÇİN

Liyakatin sözlük anlamıyla cebelleşmeye gerek yok. Ataların deyimiyle, iş bilenin kılıç kuşananındır. O ka! Bundan âlâ tanım olamaz.

Şimdi uzatmadan ve doğrudan Mehmet’e bağlanıyoruz. Mehmet henüz 10 yaşında bir ilköğretim öğrencisi. Zekasına hayran kaldığım, sorunlara verdiği kısa ve net yanıtlarıyla gerçeği apaçık dile getirmekten çekinmeyen öğrencilerimden biri. Çocuk yaş grubu, henüz dalları budanmadığı ve hayatın çarpık gerçekleriyle örselenmediği için bir soruna yanıt ararken kıvırmadan dosdoğru bakıyorlar.

Liyakat meselesini bir çocuğun bile anlayıp ona göre cevaplar vereceğini göstermek amacıyla Mehmet’le mini bir röportaj gerçekleştirdim.

Elbette öncelikle kendisine liyakatın “Bir işi yapmaya yeterli olmak, işe uygun olmak” tanımlarını açıklayarak başladım. Ve ilk sorumu sordum.

-İşin ehli, ustası nasıl belli olur Mehmet?

-Sınav yaparsın ve sonrasında gözlemlersin. (Bakınız ne kadar net bir yanıt. Üstüne söz söylenebilir mi, hayır.)

-Peki Mehmet’cim, işi ehline vermezsen ne olur?

-İşi batırır. (Bu cümlede için için yerlere yatarak gülmüşlüğüm vardır.)

-İşi ehline değil de sevdiğine verirsen ne olur? (Mesela damadına ekonomi bakanlığını vermek gibi. Tabi bunu söylemiyorum Mehmet’e. Bizde siyaset yok, hakikat var.)

-Torpil yapmış olursun.

-Olsun. Torpilin ne zararı olur ki

-Haksızlık olur.

-Hımmmm. Demek haksızlık olur ha?

-Evet. Çünkü hak eden kişi, işi bilen kişidir.

-Peki haksızlığın sonucu nedir?

-Karmaşa.

-Teşekkür ederim oğlum.

Bakınız, bu kadar berrak. Bunu henüz on yaşındaki çocuk biliyor. Liyakat ortadan kalktığında adaletsizlik baş gösteriyor. Adaletin olmadığı yerde ise karmaşa başlıyor.

İşi ehline vermezsen, kendini hangi alanda ehil görüyorsa o alanda konuşur ve saçmalar. Örneğin yenice getirildiği görevinden sırf bu sebeple apar topar alınan GATA Baş Hekim Yardımcısı. (Unvana saygımdan baş harfleri büyük. Yoksa gidene saygımın olması mümkün değil.)

İşi ehline vermemenin en kötü sonucu ise tıpkı Mehmet’in dediği gibi işi batırmaları. Şimdi bunu koskoca bir ülke için düşünün ve Mehmet’in cümlesini ekleyin. “Memleketi batırırlar.”

Bir sonraki yazıda liyakat konusuna devam edeceğim. Biraz da meslekler ve kimlikler üzerinden liyakati didiklemek istiyorum. Anne baba olmaktan, öğretmen doktor olmaya…