Kim Yaptı?

16 aydır kıllarını bile kıpırdatmayanlar şimdi paye kapma peşinde medyaya demeçler veriyor. Akla şu soru geliyor: Mesela, Burhan Şeşen Müyorbir başkanıdır. Peki yasal olarak Orhan Gencebay hangi meslek birliğinin başkanı ya da temsilcisidir

HASAN BALAN 

Devletin müzisyenlere vereceği destek yine olay oldu.
Evet, sonunda 31 bin müzisyene destek kararı çıktı.Daha önce başvurusu teknik hatalardan onay almayanlar içinde yeni bir çalışma kararı alındı.
Ancak yine meslek birlikleri ve dışardan olaya dahil olan sanatçılar arasında polemikler başladı.
Kime sorsan bu işi başaranın kendisi olduğunu beyan edip diğerlerini sahtekarlıkla suçluyor.
MESAM uzun süredir kayyumla yönetilmekte. 30 Haziran da genel kurulu var, adaylar yoğun bir çalışma içinde. Orhan Gencebay’ın desteklediği aday, YouTube sayfasından sürekli yardım çalışmasını kendilerinin organize ettiğini ve devleti ikna edenin de Gencebay olduğunu anlatıp duruyor.
Öte yandan Gencebay da boş durmayıp yandaş medya da sürekli demeçler veriyor.
Oysa ki başta Müziksen olmak üzere tüm STKlar bu iş için büyük çaba harcadı.
Sahne sanatçılarına verilecek bu destekten, besteci ve söz yazarlarının faydalanması ilk destekten bu yana tartışma konusu.
Buna rağmen MESAM’daki iktidar kavgasında adete bir propaganda aracı olarak kullanılmasının etikliği de ortada.
Yıllardır tek geçim kaynağı sahne olan,bu işin tüm kahrını çeken bir çok müzik emekçisi,teknik hatalardan dolayı onay almazken, sahneyle alakası olmayan bu topluluğun sorgusuz sualsiz otomatik bu yardımdan faydalanması vicdanlarda soru işareti bırakıyor.
16 aydır kıllarını bile kıpırdatmayan mesleğin duayenleri şimdi paye kapma peşinde medyaya demeçler veriyor.

Akla şu soru geliyor: Mesela, Burhan Şeşen Müyorbir başkanıdır. Peki yasal olarak Orhan Gencebay hangi meslek birliğinin başkanı ya da temsilcisidir? Burhan Şeşen’i kaale almayan devlet, Gencebay’ın sözünden niye çıkmamaktadır?

Yapılacak üç kuruşluk yardım için kendini ve temsil ettiği kurumu bu duruma düşürenler şunu bilmelidir, Müzik emekçisi bunlara hiç mi hiç ilgilenmektedir. Zira herkes geçim derdindedir.

BİR ZAMANLAR ADALILAR VE BUGÜN

Hakan Yeşilyurt

1997,
Yakın zamanda ani bir kalp krizi sonucu kaybettiğim, sevgili dostum,yol arkadaşım Hakan Yeşilyurt la Adalılar gurubunu kurduk.
O dönem Ankara’da kaset yapan (şimdi albüm deniyor) en iyi firma Ezgi Müzik öncülüğünde iki albüm yaptık.
İlki “Adalılar”, ikincisi “Biz Halkız”.
Sol protest albümlerdi ve bu konuda yapılmış tüm zamanların en cesur albümleriydi.
Eminim şu an böyle bir albüm yapsak birkaç hafta içinde kendimizi cezaevinde bulurduk.
“Adalı” Türkiye devrimci liderlerinden Mahir Çayan’ın kod adıydı. Albüm kapağı da Mahir ve arkadaşlarının resimleriydi.
Gurubun adı da, buradan esinlenerek değerli ağabeyim Abdil Kale tarafından konulmuştu. Aynı zamanda albümlerin prodüktörü de oydu.
Zamanın şartlarına hiç reklamsız (ki öyle bir olanak içerik olarak mümkün değildi) ciddi rakamlarda satış yaptı bu albümler.
Sonrasında Hakan Yeşilyurt’a solo albüm yapma olanağını da sağlamıştır bu çalışmalar.
O dönemde kitle örgütlerinin, sendikaların düzenlediği neredeyse tüm etkinliklere katıldık.
Hiç tutuklanmadık. Orkestrada memur arkadaşlar vardı, hiç birine soruşturma açılmadı.Ezgi Müziğe bu konuda hiç bir baskı vs. olmadı.
Bilmeyenler için yazıyorum, bir albümün piyasaya çıkabilmesi için kültür bakanlığından bandrol alınması gerekir. Bandrol alabilmek içinde o albümün içinde bulunan tüm şarkıların sözleri,besteci ve söz yazarlarının muvafakatnamelerinin olması gerekir.
Yani içerik daha albüm çıkmadan devlete bildirilir.
Buna rağmen sorun yaşamadık.
Ki şarkı sözleri oldukça cesurdu.
Bunları niye yazdın derseniz anlatayım.
Geçen yıl bir sabah iki polis kapımı çaldı. İfade vermem için TEM’e davet edildim.
Gittiğimde sosyal medya paylaşımlarımdan dolayı orada olduğum söylendi.
Avukat istedim, Ankara Barosu’ndan geldi.Nihayetinde bana bir dosya gösterdiler.Bu dosyada 2015-2016 yıllarında paylaştığım, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan,Ulaş Bardakçı, İbrahim Kayıp resimleri ve Deniz Gezmiş’in babasına yazdığı son mektup vardı.
“Sen mi  paylaştın” dediler,evet dedim.
“Bunu herkese açık paylaşmanın suç olduğunu biliyorsun” dediler, hayır dedim.
Ki bilmiyordum. İfadem alındı o gün.
Aradan neredeyse bir yıl geçti.Unuttum bile olayı.
Pat bir sabah yine kapı çalındı. Bir polis memuru bana bir iddianame getirdi.
Ankara 8.Ağır Ceza mahkemesinden.
Evet, savcılık terör örgütü propagandası yapmaktan hakkımda ,1 yıldan 7 buçuk yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açmıştı.
11 Haziran 2021 yani bu yazının sizlerle buluştuğu gün mahkemem var.
Herkesin her yerde paylaştığı, devletin Ulucanlar utanç müzesinde fotoğraflarını sergilediği, adına park yapılan, heykeli dikilen,onlarca kitap yazılan ,belgeseller çekilen insanların resimlerini paylaşmaktan…
Gelinen nokta budur.

 

PAYLAŞMAK İÇİN