Ayasofya kilise olmalı

“Küffarın” kilisesinde imamlık yapmak ne kadar saçmaysa, o imamın yine “küffarın” buluşu internetten fetva vermesi de o kadar saçmadır. Doğrusu Ayasofya’nın yeniden kilise olarak hizmete açılmasıdır(!) En azından şeriat çığırtkanlığı yapan irinli bir ağız kapanmış olur.

EMİNE SUPÇİN

Başlığı okudunuz, spotu değerlendirdiniz ve bu satıra kadar öfkelenmeden geldiyseniz siz benim canım okurumsunuz. Çok teşekkür ederim. Elbette Ayasofya’nın kilise olmasını savunmuyorum. Elbette o muhteşem mimarinin dünya mirası müze olarak kalmasından yanayım. (Başlığın sebebi dipnotta.)

Bilirsiniz, sanat tarihinde inançların etkisi çok büyüktür. Yanı sıra kültürler birbirlerinden de hep etkilenmişler. Seyyahlar, sözlü-yazılı edebiyatla gezip gördükleri yerleri, yapıları, mimariyi, yaşam tarzlarını anlatmışlar. Savaşlar yoluyla ele geçirilen anıtsal yapıların içindeki ganimetler talan edilse de asıl yapı dayanıklılığı sayesinde (Mısır piramitleri gibi) ya da “Biz de kendimize göre kullanırız” kafasıyla (Ayasofya gibi) günümüze kadar ayakta kalmış.

Dünya küreselleşince ne oldu?

Tarih dersleri anlatısından kulağımda kalan bir efsane var. Fatih İstanbul’u fethedip Ayasofya’yı camiye dönüştürse de, Osmanlı, için için arzu ettiği Ayasofya kadar muhteşem bir eser yapmayı Mimar Sinan’ın Süleymaniyesi ile başarmıştır. Ayasofya’nın bakımları Sinan’a kalınca doğal olarak milimi milimine incelediği yapının hatalarını görmüş ve daha iyisini yapabildiği söylenmiştir.

Ayasofya. Elbette bu muhteşem mimarinin dünya mirası müze olarak kalmasından yanayım.

Öyle ya da böyle diyelim ve daha fazla kafa ütülemeden devam edelim. Bir şekilde bir öncekinden daha iyisini, daha güzelini yapmak gelmiş geçmiş tüm uygarlıkların ilkesi olmuş. (Uygarlıkların diyorum; günümüz yağmacı, talancı, yıkıp yok eden ilkel bile denemeyecek yaratıkların bir araya gelerek ama demokrasi getiriyoruz palavrasıyla ama şeriat savunuculuğuyla her yeri dümdüz edip geçenleri kastetmiyorum.) İmparatorluklar devrinde en azından sanatta ve mimaride inançlarına ters düşmeden bir çeşit uygarlık yarışı varmış denebilir sanırım. Hristiyanlık’ta resim ve heykel zirve yaparken, İslamiyet’te de hat ve minyatür sanatı karşılığını yaratmış. Hiç biri de savaş yoluyla aldığı memleketin sanatını, sanatçısını, mimarisi ve mimarını “Bunlar benim eserimdir, benim insanımdır,” dememiş.

Gelelim günümüze:

“Dünya artık globalleşti,” (Sesinizi inceltip, ti’ye alarak okuyun bu cümleyi) 🙂

Peki küreselleşince ne oldu? Kapitalizm azgınlaşıp emperyalizme evrildi. Sonuç? Artık sanatı da sanatçıyı da satın almak mümkün. Yani bastırıyorsun parayı en iyi bilim insanları da, sanatçılar ve hatta özellikle sporcular senin oluyor. Olimpiyatlarda derece yapan sporcularının bir kökenlerine bir de madalyaları götürdükleri ülkelere bakınız. Yani artık hiçbir ülke (geri kalanlar dışında) “Ben de o ülkenin insanları gibi insan yetiştireceğim, onlar gibi sanat eserleri yaratacağım,” derdinde değil. Dünyanın neresinde bir zeka pırıltısı var, al onu vatandaş yap, ürettiği her “şey” senin olsun. (Ha biz zeka pırıltısına bakmıyor, oy potansiyelini dikkate alıyoruz o başka konu. O bizim gerzekliğimiz, geri kalmışlığımız.)

Mısır bizde olsa…

Belki çok ilkel bulacaksınız ama ben buna gıcık oluyorum. İnsan satın almak len bu! Bas bas paraları Leyla’ya durumu. Öte yandan o satılan insanları da anlıyorum. Çünkü yeteneğini göstermek istiyor ve bu en doğal insani hakkı. Kendi ülkesi moka sarmış, gitmesin de ne yapsın?

Sonuçta demem o ki Ayasofya bizim değil. Sadece bizim aldığımız topraklar üstünde kalmış muhteşem bir eser. Mümkün olsa geri çekilirken onu da götürmek isterlerdi. Onu cami yapmaksa yağmalamak demek. Üstelik ayıp lan! Yani Mısır’da nasıl piramitleri cami yapamıyorsan, İstanbul’da Ayasofya’yı da cami yapamazsın, yapmamalısın. Gerçi şu gün Mısır bizde olsa, piramitleri külliye yapardık gibime geliyor. 🙂 Yapardık değil mi? Evelallah. 🙂

Keşke dünya ekonomik olarak küreselleşirken, insani bakış açısıyla; doğaseverlik, çevrecilik, çoğulcu demokrasi, laiklik, hoşgörü, empati gibi kavramlarla da küreselleşebilseydi…

Dipnotum: Başlığın sebebi, facebook sayfama (https://www.facebook.com/profile.php?id=100044406554939) troller dadandı. Üstelik okumuyorlar, sadece yazının başlığına göre gelip saydırıyorlar. Şimdi biz onları trolleyeceğiz. Belki geri zekalılığa örnek teşkil edecek yorumlarını paylaşırım haftaya. En azından birlikte güleriz:). 

PAYLAŞMAK İÇİN